Emmanuel Emenike, Sibel Can ve Seda Sayan gibi medyatik isimlerin yaşlarını değiştirmesiyle yaş tashihi (düzeltme) davaları tekrar gündeme geldi. Peki, hukuki anlamda yaş tashihi davaları nedir, nerede düzenlenmiştir ve şartları nelerdir?
Çeşitli sebeplerle doğum kaydında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunan kişiler, yargı yoluyla yaş tashihi talebinde bulunabilir. Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Maddi hatalar konusunda idareye verilmiş yetkiler bu düzenlemenin dışındadır.
Yaş tashihi davaları, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te düzenlenmiştir.
Yaşını düzeltmek isteyen kişi reşitse kendisi yaş tashihi davası açabilirken, 18 yaşından küçükse ya da kısıtlanmışsa velisi ya da vasisi tarafından yaş tashihi davası açılabilir. Kamu kurumlarının talebi halinde Cumhuriyet Savcıları da yaş tashihi davası açabilmektedir. Ceza Hukukunda, ceza mahkemeleri bazı hallerde kendisi de yaş tashihi yapabilmektedir.
Yaş tashihi davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme talepte bulunan kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. Yaş tashihi davalarında zamanaşımı veya hak düşürücü süre yoktur, her zaman açılabilir.
Yaş tashihi talebinde bulunmak için gereken şartlar Kanunda ve yönetmelikte detaylıca düzenlenmemiş, Yargıtay uygulamalarıyla şekillenmiştir.
Yaş tashihi talebinde bulunan kişinin iddia ettiği yaşta bulunduğunun varsayılması için varsa annesi ve kardeşleri ile arasında makul bir yaş farkının bulunması, yaş tashihi talebinin hayatın olağan akışına uygun olması gerekir. Yargıtay bir kararında kişinin yaş tashihi yapılması halinde aynı anneden olan kardeşi ile arasında 4 ay 19 günlük bir zaman farkı oluşacağını ve bu süre içerisinde bir kadının iki kez doğum yapmasının mümkün olmadığını belirterek Mahkemenin nüfus kayıtlarında çelişki meydana getirmeden değişiklik yapması gerektiğini ifade etmiştir (18. H.D. 28.02.2011 tarih 2011/212 E., 2011/2745 K.). Yine başka bir kararında sanık olarak yargılanmakta olan kişinin yaşındaki tashih doğru kabul edilirse annesinin 9 yaşında doğum yapmış olacağını, bunun da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmiştir (16. C.D. 18.09.2017 tarih, 2017/1827 E., 2017/4963 K. ). Kişinin dış görünüş itibariyle de tashihini talep ettiği yaşa uygun olması gerekir.
Yargıtay kayden 25 yaşın üzerinde olan kişilerde 25 yaşından sonra kemik yaşı tespitinin tıbben mümkün olmadığı gerekçesiyle yaş tashihi taleplerinin reddinin gerekeceği kanaatindedir ( 8.H.D. 26.10.2017 tarih 2017/5958 E., 2017/13859 K.) Bu tip davalarda tanık da dinlenebilir ancak Yargıtay yerleşik içtihatlarında yaş tashihi davalarıyla ilgili olarak aradan uzun süre geçmesi sebebiyle tanık anlatımlarına itibar edilemeyeceği kanaatindedir (18.H.D. 2014/15975 E., 2015/5053 K.)
Kişilerin doğmadan önce nüfusa tescili mümkün değildir. Örneğin nüfus kaydında 1996 doğumlu görünen biri aslında 1997 yılında doğduğunu iddia ediyorsa bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğundan Yargıtay’ca bu kişilerin yaş tashihi talepleri kabul edilmemektedir.
Ülkemizde yeni doğan çocuğun nüfusa kaydı yaptırılmayıp vefat eden büyük kardeşin kimliğini kullanmak sık rastlanan bir durumdur. Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi nüfus idaresine verilen bir görev olduğundan nüfusa kaydı yaptırılmayan kişi yaş tashihi davası açamaz (18. H.D. 28.02.2011 tarih 2011/208 E., 2011/2741 K.)
Peki yaş tashihi davası reddedilen kişi tekrar yaş tashihi davası açabilir mi?
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddenin 1. fıkrasının b bendinde ” Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir.”düzenlemesi mevcutken bu hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 tarihli 2011/34 E., 2012/48 K. sayılı kararıyla Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğinden kişinin reddedilen yaş tashihi davası sonrası yeniden yaş tashihi talebinde bulunması mümkündür. Yargıtay’ın 26.10.2017 tarihli 2017/5958 E., 2017/13859 K. sayılı kararında da ”Mahkemenin ret kararı, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinin (1.) fıkrasının (b) bendinde yer alan “Aynı konuya dair olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir” şeklindeki hükmüne dayanmaktadır. Bu hüküm, Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 tarihli 2011/34-48 Sayılı kararıyla iptal edilmiş, iptal kararının 06.10.2012 tarihli 28433 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla, sözü edilen hüküm yürürlükten kalkmıştır. Dolayısıyla artık nüfus kayıtlarında aynı konuda ikinci defa düzeltme yapılmasının önünde kanuni bir engel kalmamıştır. ” denilmiştir.
