Limited Şirketlerde Pay Sahipliğinin Sona Ermesi
Şirket kavramı şerik kelimesi kökeninden gelir. Asıl anlamıyla şerik ortak, şirkette ortaklık demektir. Şirketin tanımı ve unsurlarını ortaya koyan genel bir hüküm mevcut olmamakla birlikte Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 620’de adi şirket için yapılan tanım, bütün şirket tipleri için genel bir tanım olarak kabul edilmektedir. Buna göre, şirket iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca ulaşmak üzere emeklerini ve mallarını birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşmedir.
Bu tanımdan yola çıkarak bir şirketin beş unsuru olduğu söylenebilir. Bunlar; Sözleşme Unsuru , Kişi Unsuru , Sermaye Unsuru , Ortak Amaç Unsuru , Aktif İşbirliği (Affectio Societatis) Unsuru ‘dur. Kısaca değinecek olursak sözleşme unsuru, ortaklar arasında yapılmış bir şirket sözleşmesini ifade eder. Şirket sözleşmesi adi şirketlerde sözlü olarak yapılabilir ancak kollektif şirketler, komandit şirketler, anonim şirketler, limited şirketler ve kooperatiflerde şirket sözleşmesinin yazılı olarak yapılması şarttır. Kişi unsuru, anonim ve limited şirketlerin kurulabilmesi için en az bir; adi şirketler, kollektif şirketler ve adi komandit şirketlerin kurulabilmesi için en az iki; paylı komandit şirketlerin kurulabilmesi için en az beş; kooperatiflerin kurulabilmesi için ise en az yedi kişinin bulunması gerektiğini ifade eder.
Sermaye unsuru, şirketin en önemli unsurlarından biri olup tüm şirket türlerinde her bir ortak için sermaye taahhüdünde bulunma yükümlülüğü getirilmiştir. Sermaye taahhüdünde bulunmadan bir şirkete ortak olmak mümkün değildir. Ortak amaç unsuru ise şirket ilişkisinde ortakları bir araya getiren bir amaç olup bu amaç genelde kar etmek ve kazanç paylaşmaktır. Son unsur olan aktif işbirliği unsuru ise sadece ortak amacın yeterli olmadığını ve ortak amacın gerçekleştirilmesi hususunda çaba ve özen gösterilmesini ifade eder.
Türk hukukunda şirket kavramı esas olarak TBK’da düzenlenmiştir. TBK madde (md.) 620 ve devamında şirket kavramının temelini teşkil eden adi şirkete ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Ticaret şirketleri ise esas olarak Türk Ticaret Kanunu (TTK) ’nda düzenlenmiş olup kollektif şirket, komandit şirket, anonim şirket ve limited şirket olarak sınırlı sayıda belirlenmiştir. Ayrıca Kooperatifler Kanunu’nda kooperatiflere ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Ticaret şirketleri içinde sayılan kooperatifler, kendi kuruluş kanunu olan 1163 sayılı Kanun’un 1. maddesinde açıkça “ortaklık” şeklinde belirtildiği için kooperatiflerin ticaret şirketi olduğu hususunda artık tereddüt bulunmamaktadır. Sayılan bu şirketler dışında yeni bir şirket türü oluşturulması mümkün değildir.
Ticaret Kanunu’nda sayılan bu şirketlere ilişkin çok çeşitli sınıflandırmalar olsa da iki temel sınıflandırma üzerinde durmak gerekir. Bunlardan ilki şahıs şirketi-sermaye şirketi ayrımıdır. Bu ayrıma göre şahıs şirketlerinin temelinde güven vardır, ortakların emeği ve hizmetleri önemlidir ve ortak sayısı sermaye şirketlerine göre daha azdır. Şahıs şirketlerinde şirkete yeni ortak girmesi veya ortakların şirketten ayrılması oldukça zordur. Şahıs şirketlerinin kuruluşunda aranan asgari bir sermaye şartı olmamasına rağmen sermaye şirketlerinde sermaye ön plandadır. Şahıs şirketleri; adi şirket, kollektif şirket ve adi komandit şirket iken sermaye şirketleri anonim şirket, limited şirket ve paylı komandit şirkettir.
İkinci ayrım ortakların sorumluluğu açısından yapılan bir ayrım olup sınırlı sorumluluk-sınırsız sorumluluk ayrımıdır. Sınırlı sorumluluk, ortakların belirli bir miktarla sorumlu olmaları anlamına gelir. Sınırlı sorumlulukta bir ortak şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye payını ifa etmekle sorumluluktan kurtulur. Ortak taahhüt ettiği sermayenin bir kısmını getirmişse, getirmediği kısımla sorumlu olur. Sınırsız sorumluluk, ortağın şirkete getirdiği sermaye miktarına bakılmaksızın şirket borçlarından dolayı tüm malvarlığı ile sınırsız sorumlu olmasını ifade eder. Anonim şirket ve limited şirket ortakları sınırlı sorumlu iken, adi şirket ve kollektif şirket ortakları sınırsız sorumludur. Komandit şirketlerde ise sınırsız sorumlu ortaklar (komandite) bulunduğu gibi sınırlı sorumlu ortaklar (komanditer) da bulunur. Kooperatiflerde ise hangi sorumluluk türünün benimsendiği anasözleşmede belirtilmelidir (Kooperatifler Kanunu madde 29-30).
Bu genel esaslardan sonra eldeki makale çalışmasında sermaye şirketlerinden olup uygulamada oldukça yaygın ve önemli bir yere sahip olan limited şirketlerin genel esasları, limited şirketlerde pay, pay sahipliği ve pay sahipliğinin sona erme halleri detaylı biçimde ele alınacaktır.
II. LİMİTED ŞİRKETLERE İLİŞKİN GENEL ESASLAR
A. TANIMI VE GENEL ÖZELLİKLERİ
6102 sayılı TTK’da limited şirketler Limited Şirket başlıklı altıncı kısımda md. 573-644 arasında düzenlenmiştir. Kavram başlıklı 573. Maddede yapılan tanımıyla limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulan ve esas sermayesi belirli olan, bu sermayenin ortakların esas sermaye paylarının toplamından oluştuğu, ortakların ortaklık borçlarından sorumlu olmayıp yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve ortaklık sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü oldukları, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilen ticaret şirketidir.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere limited şirketler bir sermaye şirketidir ve limited şirket ortaklarının sorumlulukları sınırlı sorumluluktur. Sayılanlar dışında (taahüt ettikleri esas sermaye borçları, şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri) şirketin veya diğer ortakların ya da alacaklıların ortaktan herhangi bir talepte bulunmaya hakkı yoktur. Sınırlı sorumluluk ilkesi ile şirket ortaklarının şirketin özel hukuk borçlarından sorumluluğu bertaraf edilmektedir. Kamu borçları dışında şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından dolayı ve şirket alacaklılarına karşı ortağın, hiçbir surette sorumluluğu mevcut değildir ve bu borçları karşılamak gibi bir mükellefiyeti bulunmamaktadır. Ortak, taahhüt etmiş olduğu sermaye payını şirkete ödemekle, ayrıca varsa ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle şirkete karşı sorumluluktan kurtulmuş olur.
Ayrıca 6102 sayılı yeni TTK, 6762 sayılı eski TTK’dan farklı olarak ortak sayısı bakımından tek kişilik limited şirketlerin de kurulabilmesine olanak tanımıştır. TTK md. 573/I’de limited şirketlerin bir ortak tarafından da kurulabileceği belirtilerek tek kişi ortaklığına cevaz verilmiştir. Tek ortaklı limited şirket, genellikle şirketin bütün esas sermaye paylarının gerçek veya tüzel kişi tek bir ortağın elinde toplanmasıdır. Ancak tek ortaklı limited şirketlerde limited şirket ve tek ortak hukuken iki farklı kişidir. Şirket kendi malvarlığına sahiptir ve bu malvarlığı tek ortağın malvarlığından ayrıdır. Yani ortaklığın borçları açısından tek ortak da herhangi bir sorumluluk taşımaz. Kanunun diğer başka hükümlerinde de kanun koyucu tek kişi ortaklığına ilişkin özel düzenlemeler getirmiştir (TTK md. 574/II-III,616/III,629/II). “Avrupa Birliği hukukuna uyum sağlamak maksadıyla 6102 sayılı TTK kapsamına alınan tek kişilik limited şirket yapısı uygulamada bazı görünüşte ortaklarla kurulan limited şirketlerden doğan kötüye kullanmaları önlemeye yardımcı olur. Tek bir kişinin tam olarak güven duymadığı ancak kanunen yanına bir ya da birden fazla kişiyi de alması mecbur tutularak limited şirket kurması yolu böylece kaldırılmış olmaktadır. Tek bir kişinin sadece kendisinin Türkiye’ye yatırım yapmasının da yolu bu sayede açılmış olmaktadır.”
B. UNSURLARI
1. Ortakların Sayısı ve Nitelikleri Bakımından
Limited şirketlerde ortakların sayısı ve nitelikleri TTK md. 573 ve 574’te düzenlenmiştir. TTK md. 573’ten de anlaşılacağı üzere limited şirketlerde ortaklar gerçek veya tüzel, yerli veya yabancı kişiler olabilir. Ortakların ehliyeti haiz bulunmasına gerek yoktur. Limited şirketler bir veya daha fazla kişi tarafından kurulabilir. Tek ortaklı limited şirket kurulması veya çok ortaklı olarak kurulan limited şirketin sonradan tek ortaklı hale gelmesi mümkündür. Ancak limited şirket tek ortağın kendisinin olacağı bir şirkete dönüşme sonucunu doğuracak şekilde esas sermaye payını iktisap edemez (TTK md. 574/III). Ayrıca limited şirketlerde diğer şirketlerden farklı olarak ortak sayısına bir üst sınır getirilmiştir. TTK md. 574/I hükmüne göre limited şirketlerde ortak sayısı elliyi aşamaz. Özetle limited şirketlerde ortak sayısı en az 1 , en fazla 50 olabilir.
2. Ticaret Unvanı
Limited şirketler tüzel kişi tacir oldukları için ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadırlar. Nitekim TTK md. 576/1/a ‘da şirket sözleşmesinde ticaret unvanının da açıkça yer alması gerektiği belirtilmiştir. Limited şirketler işletme konusunu belirtmek şartıyla ticaret unvanını serbestçe belirleyebilirler (TTK md. 43). Limited şirketlerin ticaret unvanında işletme konusu ve limited şirket ibaresi yer alır.
3. Konu ve Amaç
Limited şirketin kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabileceği belirtilmişti. Dolayısıyla limited şirketlerin mutlaka ticari işletme işletiyor olması gerekmez. Ancak limited şirketlerin bazı alanlarda faaliyet göstermeleri mümkün değildir. Bankacılık, özel finans kurumları, aracı kurumlar, döviz alım – satımları, genel finans şirketleri, sigortacılık, holding gibi belirli bazı ekonomik faaliyetlerin anonim şirketler tarafından yapılabileceği düzenlenmiştir. Bu sebeple sayılan faaliyet alanlarında bu şirketler limited şirket olarak faaliyet gösteremezler.
4. Tüzel Kişilik
Limited şirketin tüzel kişiliğe sahip olduğuna 573. maddede değinilmemiştir. TTK md. 125’te “Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.” ifadesiyle bu husus belirtildiği için tekrara yer vermeye kanun koyucu tarafından gerek duyulmamıştır. Dolayısıyla ticaret şirketi olmasından dolayı limited şirkette tüzel kişiliğe sahiptir. Sonuç olarak, limited şirket özel hukuk bakımından ortakların kişiliğinden farklı, tek bir kişi sayılan varlık olarak kabul edilir. Limited şirket özel hukuk tüzel kişisidir.
Tüzel kişiliğe sahip olması sebebiyle limited şirket ortaklarından ayrı bir hukuki varlığa sahiptir. Yine tüzel kişiliğe sahip olmasından dolayı tacir sıfatı ortaklara değil, şirket tüzel kişiliğine aittir; şirketin, ortakların malvarlığından bağımsız bir malvarlığı vardır; şirket hukuki ilişkilere katılabilir; şirkete karşı dava açılabileceği gibi şirketin de dava açma ve açılan davaları takip etme yetkisi vardır.
5. Şirketin Kendi Malvarlığıyla Sorumlu Olması
Limited şirket borçlarından dolayı tüm malvarlığı ile sorumludur. Şirketin üçüncü kişilere karşı borçlarından dolayı ortakların sorumluluğu yoktur ve sorumluluk yalnızca limited şirkete aittir. Ortakların sorumluluğu yalnızca şirkete karşı olup alacaklıların şirket borçlarından dolayı ortaklara başvurması mümkün değildir. Bu unsur yukarıda açıklanan sınırlı sorumluluk ilkesi ile birlikte değerlendirilmelidir.
6. Sermaye ( Esas Sermaye )
Limited şirketlerde sermaye miktarının şirket sözleşmesinde belirtilmesi gerekir (TTK md. 576/I/c). Bu şekilde ortaklık sözleşmesinde yer alan esas sermaye, ortağın veya ortakların esas sermaye paylarının toplamından oluşur (TTK md. 573/I). TTK md. 580 gereği limited şirketlerde asgari sermaye miktarı 10.000 TL’ (onbin Türk Lirası) dir. Bu miktar Bakanlar Kurulu tarafından on katına kadar artırılabilir. Buna karşılık limited şirketlerde azami sermaye için herhangi bir sınırlama mevcut değildir.
Limited şirkete sermaye olarak getirilebilecekler belirlenirken ticaret şirketlerine ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği TTK md. 127 ile limited şirketlere ilişkin hükümlerin yer aldığı TTK md. 581 birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre limited şirketlere sermaye olarak para, mal ve hakların gönderilmesi mümkünken; hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacakların limited şirketlere sermaye olarak getirilmesi mümkün değildir.
III. LİMİTED ŞİRKETLERİN KURULMASI
Limited şirketlerin kurulması TTK’nın Kuruluş başlıklı 585. maddesinde düzenlenmiştir. Madde düzenlemesine göre; “Şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi şartsız olarak taahhüt ettikleri, imzalarının noterce onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzaladığı şirket sözleşmesinde limited şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur.” Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere limited şirketin kurulması çeşitli aşamalardan oluşur;
– İlk aşama limited şirketin şirket sözleşmesinin veya tek ortaklı limited şirketlerde taahhütnamenin hazırlanması ve kurucuların imzalarının noterce onaylanmasıdır. Burada şirket sözleşmesinin içeriği ve şekli üzerinde durmak gerekir. Şirket sözleşmesinin şekli açısından bu sözleşmenin yazılı olarak yapılması şart olup bu yazılı şekil şartı, geçerlilik şartıdır (TTK md. 575). İçerik açısından ise limited şirket sözleşmesinde bulunması zorunlu olan hükümler TTK md. 576’da düzenlenmiş olup, madde düzenlemesi şu şekildedir: “ Şirket sözleşmesinde aşağıdaki kayıtların açıkça yer alması gereklidir:
a) Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer.
b) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde, şirketin işletme konusu.
c) Esas sermayenin itibarî tutarı, esas sermaye paylarının sayısı, itibarî değerleri, varsa imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.
d) Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.
e) Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.”
Şirket sözleşmesinde bulunması zorunlu bu kayıtların dışında emredici hükümlere aykırı olmamak kaydıyla şirket sözleşmesine istenen diğer hususların da eklenebilmesi mümkündür.
– İkinci aşama esas sermayenin tamamının taahhüt edilmesi ve tamamının şartsız ödeneceğinin üstlenilmesidir.
– Üçüncü aşama önşirketin kurulması aşaması olup, TTK md. 585 ile TTK md. 588 arasında geçen sürede ortaklar arasında kurulan ilişkidir. Önşirket kısaca kanuna uygun olarak düzenlenen şirket sözleşmesinde kurucuların limited şirket kurma iradelerini açıklayıp sermayeyi tamamen ve şartsız olarak taahhüt etmeleri ve nakdi sermayeyi hemen ve nakden ödemeleriyle birlikte limited şirketin kurulması ile limited şirketin tüzel kişilik kazandığı tescil anı arasında geçen sürede ortaklar arasında kurulan ilişki olarak tanımlanabilir.
– Dördüncü aşama şirket sözleşmesinin ticaret siciline tescili ve ilanıdır (TTK md.586,587). Şirket sözleşmesinin ticaret siciline tescil ve ilanı ile limited şirket tüzel kişilik kazanmış olur (TTK md. 588/I).
IV. LİMİTED ŞİRKETLERDE PAY KAVRAMI
Limited şirketler yönünden pay kavramı iki anlamda kullanılabilir. Bunlardan ilki limited şirketin esas sermayesinin belirli hisselere bölünmüş kısımlarını ifade etmek için kullanılır, limited şirketin maddi ve parasal boyutunu oluşturur ki bu anlamda pay, ‘esas sermaye payı’ ve ‘temel katılma payı’ olarak adlandırılabilir. İkinci anlamı ile pay, bir ortağın bu sıfatla sahip olduğu hak ve borçların tümünü kapsayan ‘pay sahipliği (ortaklık)’ olarak tanımlanabilir. Bu anlamıyla pay daha geniş kapsamlı olup ek ödeme yükümlülüğü ve yan edim yükümlülüğü bu ikinci anlamdaki pay kavramıyla bağlantılıdır.
A. ESAS SERMAYE PAYI
Limited şirkete ilişkin TTK md. 585 ve devamı hükümleri incelendiğinde, 6762 sayılı eski TTK’da benimsendiği gibi ve anonim ortaklığa benzer şekilde, “pay sahipliği” kavramı yerine “esas sermaye payı” kavramının tercih edildiğini görmekteyiz.
Limited şirketlerde esas sermaye payı doktrinde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Tekinalp’e göre esas sermaye payı bir limited şirket ortağının, limited şirket sermayesinin itibari değerinin bir bölümünü oluşturan itibari değeri ifade ederken, Şener’e göre esas sermaye payı bir ortağın ortaklık ilişkisinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerinin tamamını ifade eder ve ortak sıfatını oluşturur.
Limited şirket, esas sermayesi belirli olan ve bu esas sermayenin, sermaye paylarının toplamından oluştuğu şirkettir (TTK md. 573/1). Şirket sözleşmesine esas sermayenin itibari tutarının, esas sermaye paylarının sayısının, itibari değerlerinin, varsa imtiyazlar ve esas sermaye paylarının gruplarının yazılması gereklidir (TTK md. 576/1/c). Limited şirketlerde esas sermaye paylarının düzenlendiği TTK md. 583’e göre, esas sermaye paylarının itibari değerleri en az yirmibeş Türk Lirası olarak belirlenebilir. Ancak şirketin durumunun düzeltilmesi amacıyla bu değerin altına inilebilir. Esas sermaye paylarının itibari değerleri birbirinden farklı olabilir ancak esas sermaye paylarının değerlerinin yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları olması şarttır.
Limited şirket ortakları birden fazla esas sermaye payına sahip olabilir. Bu husus 6102 sayılı yeni TTK ile getirilen önemli yeniliklerden birisidir. Bu yeni düzenleme ile payın bütünlüğü ilkesinden vazgeçilmiştir. Payın bütünlüğü ilkesi limited şirket ortaklarının itibari değerleri birbirinden farklı sadece bir paya sahip olabilmeleridir. Bu ilkeden vazgeçilmesi payın kısmi devrini kolaylaştırmaktadır.
Ayrıca önemine binaen esas sermaye payı hususunda esas sermaye payının senede bağlanması ve esas sermaye payının devri konularına da kısaca değinmekte fayda vardır;
– Esas sermaye payının senede bağlanması
6102 sayılı TTK’nın getirdiği yeniliklerden birisi de esas sermaye payının senede bağlanabilmesidir. Esas sermaye payının senede bağlanabilmesi iki şekilde olabilir. Bunlardan ilki payın ispat aracı olarak senede bağlanması, ikincisi ise payın nama yazılı bir senede bağlanmasıdır (TTK md. 593/2). Esas sermaye payının ispat aracı olarak senede bağlanması halinde bu senet, esas sermaye borcunun ödendiğini gösteren ve limited şirket ortaklığını ispatlayan bir araç niteliğindedir. Esas sermaye payının nama yazılı senetlere bağlanması halinde ise bu senet nama yazılı senet olduğundan çift taraflı ibraz kaydı içerir ve limited şirket senet ibraz etmeyen kişiyi isterse pay defterine kaydetmeyebilir.
– Esas sermaye payının devri
Esas sermaye payının geçiş hallerinden devir, TTK md. 595’te düzenlenmiştir. Buna göre esas sermaye payının devredilebilmesi için ; devir sözleşmesinin ve devir işlemlerinin yazılı şekilde yapılması, bu sözleşmenin taraflarca imzalanması ve imzaların noterce onanması, esas sermaye payına ilişkin devir işlemlerinin limited şirkete bildirilmesi ve son olarak ortaklar genel kurulunun esas sermaye payının devrini onaylaması şarttır. Şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme yoksa ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin de bu onayı reddedebilir. Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde esas sermaye payının devrine onay vermiş sayılır. Ayrıca şirket sözleşmesi ile esas sermaye payının devrinin yasaklanması (TTK md. 595/4) ve genel kurul kararı ile esas sermaye payının devrinin sınırlandırılması veya kolaylaştırılması (TTK md. 621/1/c) da mümkündür.
B. ORTAKLIK PAYI
Ortaklık payı ile ilgili TTK’da herhangi bir tanım yer almamakla birlikte genel anlamıyla ortaklık payı, ortağın limited şirkete ortak olması ile başlayan ve şirkete karşı, kanundan ve şirket sözleşmesinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerinin bütünü olarak tanımlanmaktadır. Kısaca ortaklık payı ortak ile şirket arasında ortak olmaktan doğan bütün hukuki ilişkilerin ifadesidir.
“Sermaye payı kural olarak ortaklık payını belirler. Yani her ortağın şirkete karşı hak ve borçları, taahhüt ettiği sermaye miktarına göre belirlenecektir. Ancak bu kesin bir hüküm değildir. Bu kural emredici nitelikte olmadığından aksi esas sözleşmeyle kararlaştırılabilir. Buradan da anlaşılacağı üzere, ortak sıfatının ve dolayısıyla ortaklık payının kazanılması esas sermaye payının üstlenilmesi ile bire bir bağlantılıdır. Diğer bir deyişle, esas sermaye payını ödemeyi taahhüt edenler veya ödeyenler ortak sıfatını kazanmaktadır.”
Ayrıca belirtmek gerekir ki limited şirketlerde ortaklık payına ilişkin olarak eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesi, bütün ortaklık paylarının değil aynı kategoriye ait payların aynı koşullar altında eşit işleme tabi tutulmalarını, hak ve borçlara sahip olmalarını ifade etmektedir.
V. LİMİTED ŞİRKETLERDE PAY SAHİPLİĞİ ve PAY SAHİPLİĞİNİN SONA ERMESİ
Anonim şirketlerde pay senedi pay sahipliğini belirlerken, limited şirketlerde sermaye miktarı ve bunun gösterildiği pay defteri bu görevi görmektedir. Pay sahipliği şirketin tüzel kişilik kazanması ile doğar; pay sahibinin ölümü, şirketin son bulması, çıkma ya da çıkarılma ile sona erer. Bunların yanı sıra payın elden çıkması ile de pay sahipliği sona erebilir.
A. PAY SAHİBİNİN ÖLÜMÜ
Pay sahibinin ölümü doğal bir çıkma hali olup, limited şirket ortağının vefatı halinde şirket ortaklığının ve dolayısıyla şirketteki pay sahipliğinin hiçbir işleme veya karara gerek olmaksızın sona ermesidir.
B. LİMİTED ŞİRKETİN SONA ERMESİ
Limited şirketlerin sona ermesi esas itibarıyla TTK md. 636’da düzenlenmiştir. Buna göre limited şirketler şu hallerde sona erer;
A. Genel sona erme sebepleri (TTK md. 636/I)
– Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile
– Genel Kurul kararı ile
– Limited şirketin iflasının açılması ile
– Kanunda öngörülen diğer sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi halinde
B.Ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin talebi üzerine limited şirketin feshi (TTK md. 636/II)
– Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut olmaması halinde
– Uzun süreden beri genel kurulun toplanamaması halinde, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, limited şirketin müdürlerini dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmeleri için bir süre belirler, buna rağmen şirketin durumu düzeltilmezse şirketin feshine karar verir.
C. Haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshi (TTK md. 636/III)
Kanunumuzda limited şirketi sona erdirecek haklı sebeplerin tanımı veya nelerin haklı sebep sayılacağı belirtilmemiştir. Ancak TTK md.245’ te kollektif şirketler açısından haklı sebep tanımı yapılmış ve haklı sebeplere örnekler verilmiştir. Kanundaki bu hükümden limited şirketler için de yararlanılabilir. Kanundaki tanımıyla haklı sebep; “ Şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Özellikle;
a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması,
b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,
c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması,
d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi gibi haller haklı sebeplerdendir.”
Şirketin feshi açısından haklı sebeplerin bulunması halinde ortaklardan her biri mahkemeden şirketin feshini talep edebilir. Ancak mahkeme haklı sebeple fesih yerine davacı ortaklara paylarının gerçek değerini ödeyerek şirketten çıkartılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de hükmedebilir.
İşte bu açıklanan sebeplerden biriyle limited şirketin sona ermesi halinde bu durumun doğal sonucu olarak şirket ortaklarının pay sahipliği herhangi bir karara gerek olmaksızın sona erer.
C. LİMİTED ŞİRKETTEN ÇIKMA
Limited şirkette çıkma TTK md. 638’de düzenlenmiştir. Çıkma, ortağın kendi iradesiyle limited şirketten ayrılmasıdır. Çıkma şirket sözleşmesinin ortağa yüklediği görev ve yükümlülükleri sona erdiren bir işlemdir. Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını
tanıyabilir. Bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir (TTK md. 638/1). Şirket sözleşmesinde bu şekilde bir çıkma hakkı tanınmış ise bu hak tek taraflı ve varması gerekli bir irade beyanıyla kullanılır.
Ayrıca TTK md. 638/2’de limited şirket ortaklarına haklı sebeple çıkma hakkı tanınmıştır. Buna göre, “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” Çıkma için haklı sebep teşkil eden durumlar ortaklıktan kaynaklanabileceği gibi ortakların birbirleriyle olan ilişkilerinden hatta davacı ortağın şahsında haklı sebeplerin gerçekleşmesi ile ortaya çıkabilir.
6102 sayılı yeni TTK ile getirilen önemli yeniliklerden biri de çıkmaya katılma hakkıdır. Çıkmaya katılma, ortaklıktan çıkma talebinde bulunan veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açan ortak ile aynı durumda bulunan diğer ortaklara belirli şartların yerine getirilmesi halinde tanınan bir haktır. Çıkmaya katılma yenilik doğurucu bir haktır ve kabule bağlı değildir. Yeni TTK ile getirilen bu önemli müessesenin amacı ortaklar arasında eşitliği sağlamaktır.
Çıkmaya katılmanın düzenlendiği TTK md. 639 şu şekildedir: “ (1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.
(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,
b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak,
hakkına sahiptir.
(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar.
(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması halinde bu hüküm uygulanmaz. “
D. LİMİTED ŞİRKETTEN ÇIKARILMA
Çıkarma, ortağın iradesi dışında ortaklık sıfatına son verilmesidir. Limited şirkette bir ortağın çıkarılma sebepleri hususunda esas sözleşmede düzenleme yapılabilmesi mümkündür. Böyle bir düzenlemenin yapıldığı durumda öngörülen sebepler şahsında gerçekleşen ortaklar mahkeme kararına gerek olmaksızın şirketten çıkarılabilirler. Ancak bunun için şirket genel kurul kararı gereklidir. Şirket sözleşmesinde yer alan sebepler nedeniyle şirketten çıkarılan her ortak, çıkarma kararına karşı, kararın noter aracılığı ile kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Çıkarmanın bir diğer hali ise haklı sebebe dayanarak şirketin istemiyle ve mahkemenin kararıyla ortağın ortaklıktan çıkarılmasıdır. Çıkarmayı gerektiren haklı sebebin çıkartılacak ortağın şahsında gerçekleşmesi gerekir. Mahkeme tarafından verilen karar, sadece sebebin haklı olup olmadığını ve şirketin verdiği kararın usulüne uygunluğunu denetime yönelik ibaret olmayıp, tarafların menfaatlerini değerlendirerek çıkarılmak istenen ortak ve diğer ortaklar yönünden en iyi çözümün bulunmasına yöneliktir.
Çıkarma konusunun düzenlendiği TTK md. 640 dışında çeşitli hükümlerde de çıkarmaya ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Örneğin, TTK md. 636/3’e göre, “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.”
Çıkma ve çıkarılma hususları açıklandıktan sonra değinilmesi gereken diğer bir önemli husus ayrılma akçesidir. Ortağın şirketten ayrılması durumunda esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin kendisine ödenmesi gerekir. Tekinalp’e göre ayrılma akçesi, limited şirketten ayrılan bir ortağa şirket tarafından ödenen, ayrılan ortağın sahip olduğu esas sermaye paylarının ayrılma tarihindeki değerini karşılayan nakit ve/veya ayın bedeldir. Ayrıca şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler (TTK md. 641/2). Buradaki ayrılma kavramı çıkma ve çıkarılmayı kapsayan bir kavramdır. Dolayısıyla ayrılma akçesi payını devretmeden şirketi terk eden yani çıkan veya çıkarılan ortağa ödenir, ayrılma akçesinin borçlusu limited şirkettir.
Ayrılma akçesinin muacceliyet zamanına ilişkin düzenleme TTK md. 642’de yer almaktadır. Düzenlemeye göre ayrılma akçesi, şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, ayrılan ortağın esas sermaye payları devredilebiliyorsa ve esas sermaye ilgili hükümlere göre azaltılmışsa ayrılma ile muaccel olur. Muacceliyet anından itibaren zamanaşımı işlemeye başlar. Kanun koyucu ayrılma akçesinin zamanaşımı bakımından özel bir düzenleme öngörmemiştir. Dolayısıyla şirket sözleşmelerine ilişkin genel beş yıllık zamanaşımı süresi ayrılma akçesi bakımından da geçerlidir.
E. PAYIN ELDEN ÇIKMASI YOLU
Limited şirket ortağı bir adet esas sermaye payına sahipse, bu payın hukuki bir işlem sonucu devri ile veya cebri icra yoluyla ortağın elinden çıkması suretiyle veya ölümle ortaklık sıfatı yitirilir.
VII. SONUÇ
Uygulamada oldukça yaygın bir yere sahip olan limited şirketler genellikle birbirini tanıyan iki veya daha çok kişinin bir araya gelerek oluşturduğu şirketlerdir. Buradan da anlaşılacağı üzere limited şirketlerde güven ilişkisi oldukça önemli bir yere sahiptir. Hatta 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile tek kişilik limited şirketlere de imkan tanınmıştır. Böylece güven ilişkisinin arandığı limited şirketler başka bir ortağa gerek kalmadan tek kişi tarafından da kurulabilir.
Limited şirketlere ilişkin en önemli hususlardan biri limited şirket ortaklarının sınırlı sorumlu olmalarıdır. Sınırlı sorumluluğun sonucu olarak limited şirket ortaklarının şirket alacaklılarına karşı herhangi bir sorumluluğu olmayıp, ortakların sorumluluğu yalnızca şirkete karşıdır. Bu sorumluluğun kapsamı ise ortağın taahhüt etmiş olduğu sermaye payını şirkete ödemesi ayrıca varsa ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmesidir.
Bir sermaye şirketi olması dolayısıyla limited şirketlerde ortakların emeğinden çok sermaye hususu ön plandadır. Şirket sözleşmesinde de yer alması zorunlu olan esas sermaye, ortağın veya ortakların esas sermaye paylarının toplamından oluşur ve kanunla belirli sınırlamalara tabi tutulmuştur. Esas sermaye payı, bir ortağın limited şirketin esas sermayesi içindeki sermaye tutarının itibari değerini ifade etmektedir. Limited şirkette ortak sayısı kadar esas sermaye payı bulunur ve limited şirket ortaklarının esas sermaye paylarının birbirine eşit olması gerekmez. Esas sermaye paylarının itibari değerleri en az yirmibeş Türk Lirası olarak belirlenebilir. Yeni Türk Ticaret Kanunu ile getirilen önemli düzenlemelerden biri de limited şirket ortaklarının birden fazla esas sermaye payına sahip olabilmeleridir. Bu yenilik ile 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’ndaki tek ortak-tek pay ilkesi terk edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu esas sermaye payının senede bağlanmasına imkan tanımıştır. Esas sermaye payının senede bağlanması iki şekilde mümkündür. Bunlardan ilki, pay senetlerinin ispat aracı olarak düzenlenmesi , ikincisi ise pay senetlerinin nama yazılı senet şeklinde düzenlenmesidir. Esas sermaye payının devri Türk Ticaret Kanunu madde 595’te düzenlenmiş olup bazı şartlara bağlanmıştır. Ancak şirket sözleşmesi ile bu devrin yasaklanması veya kısıtlanması mümkündür.
Ortaklık payı, ortağın şirkete karşı sahip olduğu hak ve borçların bütününü ifade eder. Limited şirketlerde ortaklık kavramı, pay sahipliği kavramını karşılamakta olup taahhüt ettikleri esas sermayeyi ödeyenler ortak sıfatını taşımaktadır. Ortaklık ilişkisi yani pay sahipliği, şirketin tüzel kişilik kazanması ile doğarken çeşitli şekillerde sona erebilmektedir. Pay sahipliğinin sona erme halleri beş tane olup bunlar; pay sahibinin ölümü, limited şirketin sona ermesi, çıkma, çıkarılma ve payın çeşitli şekillerde elden çıkmasıdır.
Çıkma ortağın tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşen ve kendisine bağlı bir işlemdir. Çıkma hakkı bu hak şirket sözleşmesi ile tanınmış ise tek taraflı irade beyanıyla kullanılırken, haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma hakkını kullanabilmek için dava açmak gerekir. Çıkma talebinde bulunan veya çıkma davası açan ortakla aynı koşullara sahip ortakların bu çıkma işlem veya davalarına katılmalarını sağlayan önemli bir düzenleme olan çıkmaya katılma müessesesi ortaklar arasında eşitliğin gözetilmesi açısından yeni Türk Ticaret Kanunu ile getirilmiş önemli bir düzenlemedir.
Çıkarma ortağın iradesi olmaksızın, şirketin ortağın ortaklık sıfatını sona erdirmesidir. Burada da çıkmada olduğu gibi şirket sözleşmesinde belirlenen hususlara dayanılarak ortağın çıkarılması halinde mahkeme kararına ihtiyaç yoktur. Ancak burada çıkmadan farklı olarak şirket genel kurulunun onayı gereklidir. Haklı sebeplerin varlığı halinde çıkarma için ise mahkeme kararı gereklidir.
Çıkma veya çıkarılma sonucu limited şirket ortağı esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin kendisine ödenmesini talep edebilir. Ayrılma akçesi, limited şirket tarafından, çıkan veya çıkarılan ortağa ödenir. Özel bir düzenleme olmaması nedeniyle ayrılma akçesi açısından da beş yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
Av. Meltem ÇEKİRDEK
KAYNAKÇA
ARKAN, Sabih : Ticari İşletme Hukuku, 18. Baskı, Ankara, 2013
BAHTİYAR, Mehmet : Ortaklıklar Hukuku, 3. Bası, İstanbul, 2007
BOZKURT, Tamer : Şirketler ve Kooperatifler Hukuku, 8. Baskı, İstanbul, 2013
ÇELİK, Aytekin : Ticaret Hukuku, 1. Baskı, Ankara, 2012
ÇEVİK, Orhan Nuri : Limited Şirketler Hukuku ve Uygulaması, 4. Baskı, Ankara , 2003
DİNÇ, Serhan : ‘ 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Limited Şirketin Unsurları ile Limited Şirketlerde Pay ve Ortak Kavramları ‘, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S.29, 2017, file:///C:/Users/win7/Downloads/67e4e-39f4e-df928-995ce%20(1).pdf
DOĞRUSÖZ KOŞUT, Hanife : ‘ Limited Şirkette Nama Yazılı Senede Bağlanmış Esas Sermaye Payının Devir Şartları ‘, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C.22, S.1, 2016, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/274353
KILIÇOĞLU, Ahmet : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 13. Bası, Ankara, 2010
ÖGEL, Ayça : ‘ Limited Şirkette Ortaklık Payının Rehni ‘, İstanbul, 2010, http://openaccess.bilgi.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11411/416/Limited%20%C5%9Firkette%20ortakl%C4%B1k%20pay%C4%B1n%C4%B1n%20rehni.pdf?sequence=1&isAllowed=y
ÖNDER, Fahrettin : ‘ Tüzel Kişi Tacirlerin Ticareti Terk Etmelerinin Anlamı ve Sonuçlarının Yargıtay Kararları Açısından Değerlendirilmesi ‘, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. I, S. 2, 2011
ÖZ, Turgut : ‘ Limited Ortaklıkta Pay Kavramı ve Payın Devri ‘, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. 52, S. 1-4, 1986-1987, file:///C:/Users/win7/Downloads/3810-11034-1-PB%20(1).pdf
POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal / ÇAMOĞLU, Ersin : Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Bası, İstanbul, 2009
POROY, Reha / YASAMAN Hamdi : Ticari İşletme Hukuku, 14. Bası, İstanbul, 2012
PULAŞLI, Hasan : Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 2. Bası, Ankara, 2013
ŞENER, Oruç Hami : Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku, 3. Bası, Ankara, 2017
